equalizer.gif (240Ã?320)
      
 Loyal ,   Başkasının yerine koy kendini; Ağlayan birine “gül”, İnleyen birine “sus” deme. Ağlayana omuz ver, inleyene çâre ol...    |           Loyal ,   Büyük değeri olan şeyler, ucuza mal olmaz. Bulduğunuz şeyin değeri; ararken sarf ettiğimiz emek kadardır....    |           Loyal ,   Ey Oğul! Gam çekme, eden ettiğini bulur! Sen doğru ol, kem belasını bulur!...    |           Loyal ,   DEĞERLİ ARKADAŞLAR RADYOMUZUN SOHBET SAYFASI AKTİFTTİR ANA SAYFAMIZ DAKİ SOHBET YAZAN KISMA TIKLADIĞINIZ DA AÇILACAKTIR ORADAN ÜYE OLARAK YADA MİSAFİR OLARAK GİRİP SOHBETLERE KATILABİLİR VE RADYOMUZU DİNLEYEBİLİRSİNİZ ...    |           Loyal ,   Bazı insanlarla aynı dilde konuşamayacağını fark edince, farklı dilde susmayı seçersin. ...    |           Loyal ,   İyilik ve kötülük kavramlarını aklından çıkarma, başkalarının sözleri, eylemleri seni etkilemesin. Modern dünyanın göz alıcı yapaylıkları seni bozmasın. Yalın ve düz bir yaşam sür, zenginin sarayına da, yoksulun kulübesine de gönül rahatlığıyla, açık alınla gir. / Tagore ...    |           Loyal ,   Dostluk çukurda birikеn yağmur suyu dеğil ki günеş vurunca kurusun. Bizim dostluğumuz dеniz misali buharlaşsa da yağmur misali gеri dönеr iyi ki varsınız....    |           Radyo Rainbow ,   Hayatımıza giren herkes değerlidir ama herkes özel değildir. Saygı hepsine,sevgi layık olana verilir....    |           Loyal ,   Hoş Geldiniz! Gülmеk varkеn surat asmak niyе, güldürmеk varkеn ağlatmak niyе, güzеl sözlеr söylеmеk varkеn, kalplеri kırmak niyе? Hayat çok kısa Güzel İnsan vе bu dünyadaki hiç bir şеy kırılan kalplеrе dеğmеz. ...    |           Radyo Rainbow ,   Fеdakâr olan insan, gönüldеn sеvеndir. Yürеkli olan insan, kеndini bilеndir. Umutlu olan insan, yaşamı sеvеndir. Unutmayan bir arkadaş isе uğrunda ölmеyе dеğеndir....    |           Radyo Raınbow ,   Bir kalbi kaybetme ile kazanmanın arasında ince bir çizgi var, adı üslup....    |         
Kullanıcı:    Parola:    Üye Ol   Şifremi Unuttum  
 
Radyo RainBow
DuyGularınızıN Tercümanı AşkıN Frekansı
 
 
 

Bilge çoban Hüseyin Yılmaz’ın Hayat Hikayesi


Hikaye 1936 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor.

Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar.

 

Küçük çoban ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin…
O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki… Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır… Öğretmenler yaşını ve neden okula gitmediğini sorar…12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşımda annemi kaybettim, 11’imde de babamı… Hüseyin ile süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler…

Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar. Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir.
Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, “Bu kitapta eksiklik var” der… Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, Görecelilik Teorisi hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir Hüseyin.
Fen öğretmeni konuyu İTÜ’nde kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ne gelsin” der.
Ve Hüseyin mezun olunca İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ne gider.
Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz.
Hocalarından biri, “Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir’ deyip mektupla ona gönderir. Prof. Morse’dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika’ya gelsin”

Yıl 1952… Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar ve toplanan parayla Hüseyin Amerika’ya giden bir gemiye bindirilir.
Hüseyin, MIT’te Prof Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değil. Anlayamıyor pek Morse’un dediklerini. Hocasına “Write on the blackboard” der.
Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar ve Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır. MIT’te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der.
Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi’ne gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.
Birkaç yıl sonra Boston’a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’ların başında Hüseyin Yılmaz yapar.
1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein ölür.
Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölür ve Einstein’in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013’te ise ABD’de vefat eder.

 
 

                                                                                                   Radyo Düzenleme ve Sorumlu Loyal                                                                  DJ İstek Paneli Girişi